“Oysa, şimdi, güneş geçmiyor yaprakların içinden.” – Bilge Karasu
sen varsın, ben varım, sonra hepsi. hasta, yaşlı bir gezegen. tüketilmiş bir yaşam. çoktan seçmeli hayatlarımız. bir düş görmüştüm, unuttum. böyle değildik. plastik yollarda koşuyorduk. çatlaklar, çok fazla. yetmiyor, yine de ne kadar sızarsan sız gerçeğe. yanarak ölmek istiyorum. ruhumu ısıtmak istiyorum. bir düş görmüştüm, unuttum. bekliyorum, herkes gidiyor. insanlar her yerde. her yere koşuşturan insanlar, her şeyle, hiçbir şeysiz. gülüyoruz hepimiz. çürükçüller kol geziyor ortalıkta, bakteri çeteleri kapımızı bekliyor. neyse ki parfüm kokuyor herkes. çürüdüğünü unutmaya çalışıyor. bir acı nereye kadar öldürür. bir kayboluş ne kadar sürer. dönüşsüz göç ediyor isteklerimiz. iki kâbus arası uyku, ne yapsak boş, nereye gitsek dolu. bu değildi söylediğim. biz hep başka bir şey sandık.
çağın girdabına yuvarlanan postmodern ilişkiler
siler zihin penceresinde canlanan görüntüyü
hırslanınca insan kavrayışın yönü buğulanır
zıt kutuplar arasında hedefsizce savrulur
alkolle boğulan vicdan artığı zavallı çırpınışlar
insanı ecelsiz yakalar uyanışın hakikat halleri
dağılır rüzgâra ihtiras çemberinin hesap pusulası
giderek artar bedesten hayatımızda iyuduşkalar*
ay demirden değil ağzıyla da kirlidir
geçer akçedir her kılığa girebilen yetenek tacirliği
budur ve sonsuzdur mişvar arasında yenilgi
Dert suyla büyür mü Abbas
Dert!
Ot değil, mantar değil, gül değil
Çınar değil Abbas
Büyür mü çocuk hüzünle
Hüzün!
Sevinç değil, bilye değil, süt değil
Oyun değil Abbas
Hüzün acı su Abbas
Ateş susar, kül kusar
Abbas ah Abbas
Su susar, çocuk susar
Savaş değil
Susa susa Abbas
Dicle çoşsun, Aras aksın
Gitsin Abbas
Sen burda kana kana böyle
Susa Abbas
benimle kal. boylu boyunca uzanalım günebakanlar içinde. bakalım. gökyüzünün mavi adı. doğru şarkıları dinlediğimiz sürece hiç sorunumuz olmayacak biliyorum.
gitmemiz gereken yollar mı var? duymuyorum. konuşmayacağım da bundan sonra. kelimeler, kelimeler. hepsi sağa sola dağılmış. toplamayacağım. burada böylece oturmam lazım. söyleyecek hiçbir şeyim yok! bir yerden sonra yaşam bitiyor. bugün tesadüfen bittiği yeri buldum. görmemeye çalışıyorum. sadece güneşe dönüyorum. görmemem gereken bir memlekette gözümü alan ışığa doğru. hayata bazen yeniden inanıyorum. ezberlediğim romantik şarkıları hatırlıyorum. yavaşça mırıldanabilirim sana.
1. Âşık Kadının Bahar Şarkısı
Şiir yazmak için iyi bir gün
sigara nazikçe duman salıyor
ben ısınmış bir taş gibi
halimden memnun
kök salıyorum bulunduğum yere
Dışarıdan gelen çocuk sesleri
bakkalda takılan yeniyetme delikanlıların
taze gülüşlerine karışırken
sevgilim uyuyor
duruyor tepede güneş
Sıcak bir bahar bu gelen, renginden belli
belli kuşların kanadına konan ışıktan
balonlardan, uçurtmalardan
kızların kısalan eteklerinden belli
erkeklerin çapkın bakışlarından
Güvensiz yanlar var bana seslenişinde
Beni başka isimlerle doldurur sesin
Çoğalmama azalır gibi sevinişin
Gelmez olur seviştikçe yüreğime
Kuytularımda doladığın zincirlerle
Bir sevmek; senden, Sensizlik kadar büyük
Kendini yer gibi bir kurt açlıktan
Biliyorum ki bıçaklanacağım sana durduğum yerde
Günleri karartmam
Sen ağlayasın diyedir.
Kadarlığında giderir her hüzün kendini
Kalmak, burdan seslenebilir şimdi Aşk’a
Martı çığırt-kanlığında Sen’ler
artık başka suskun sevilir
Bende her acının mutlu bir nedeni vardır oysa