Edebi öfke: Tanrılar'ın bir hediyesi. Eğer bir adam hayatını kalemiyle kazanıyorsa, öfke iyiye işarettir. Eğer herhangi biriyse, öfke, öç peşindeki kadınların o adamlara yönelttiği şeydir.
Hani, Babilliler görkemli bir kent ve "başı göğe değen" bir kule yapmaya kalkışmışlar da, Tanrı, belki de kimsenin kendi katına erişmesini istemediğinden, kulenin yapımını durdurmaya karar vermiş.
Ayşegül Komsuoğlu'nun derlediği 'Türkiye'de Siyasal Muhalefet' isimli bu çalışma, Türkiye yakın tarihindeki muhalefet alanına katkı sunmayı amaçlayan makalelerden oluşuyor.
'Sırıtkan Kırmızı Ay', 'Venüs Bağlantısı' ve 'Bir Kadını Öldürmek' isimli kitaplarıyla hatırlanacak Sibel Atasoy'un, 'Sır Mısır'ı, bir polisiye kurgu. Roman, eski bir polis memuru olan Kenan'ın, Mısır'da yaşadığı maceraları hikâye ediyor.
Dünyada pek çok tutkunu olmasına rağmen, ülkemizde bir türlü gelişip yaygınlaşamayan türlerden biri de çizgi romandır.
Oysa insanı hayal gücünün sınırlarında dolaştırıp bambaşka dünyalara taşımalarıyla ufuk açıcıdırlar.
Bu yıl 14-19 Mart tarihleri arasında 28.'si düzenlenen Paris Kitap Fuarı, her ne kadar dünyadaki bazı önemli kitap fuarları gibi gerçek anlamda uluslararası bir kimliğe bürünemese de, büyük telif anlaşmalarının imzalandığı profesyonel bir arena olmasa da, pek azımsanamayacak bir rol oynamakta aslında.
1881 yılında yalnızca çocuklar için çıkarılan bir gazetede Carlo Collodi'nin yazdığı bir hikâye yayımlandı. Bu öyle bir hikâyeydi ki, zamanla, öyküyü ve kahramanını bilmeyen kalmadı.
Efsanelerin değerini anlatacak değilim. Önemi üzerinde duracağım. Yaratan birinin ana besin kaynaklarından biri olmaması düşünülemez efsanelerin. Yaşayan birinin de.
Yazarlar bizim okulu çok seviyor. Her hafta bir yazar geliyor okula. Babam diyor ki, bu kadar gezmekten yazmaya nasıl vakit buluyorlar anlamıyorum.
Resimli çocuk kitaplarından söz etmek (bu kitapların öykülerini hevesle tüketse ve resimlerinde keyifle kaybolsa bile), bu sayfanın kiracısının boyunu aşıyor.
New York Columbia Üniversitesi'nin sanat fakültesi dekanı Carol Becker'ın Orhan Pamuk'la yaptığı söyleşiyi kısaltarak yayımlıyoruz. (Radikal Kitap)
Öyle bir coğrafya üzerinde yaşıyoruz ki, buradaki modernleşmenin tarihini, farklılık ve aynılık arasındaki bitmek bilmez mücadele belirliyor gibi görünüyor.
bana mı öyle geliyor, yoksa herkese de öyle geliyor mudur bilmiyorum ama, her allahın günü karşılaştığımız ve ister istemez kullandığımız ambalajlar çok çirkin.
Yalnızca kendi içine yolculuk edebilenler, yolculuktan sahiden haz alabilirler. İçine yolculuk etme deneyimi olanlar için söz konusu haz kızgın sac misali yollarda yürümek gibidir. Ayaklarınız yanar ama yine de yürürsünüz.
Yapı Kredi Yayınları'nın Doğan Kardeş Kitaplığı adıyla uzun süredir yayımlanan bir dizisi var. Öğrenebildiğimiz kadarıyla, bu kitaplar yalnız çocuklara hitap etmiyor.
SON YILLARIMDA/ bütün varlığımla görebileceğim/ bir şey arıyorum/ Bulacağım/ İnanıyorum. Süreyya Berfe'nin, Çıkrık'ının ortalarında bir yerde bu dizeler.
Neresinden almalı, nasıl başlamalı anlatmaya? Belki tıpkı yazarının yaptığı gibi, Gül Kadınları'nı tanıtmalı önce. İsmigül (1889), Gülnihâl (1893), Gülsemâ (1908), Gülizâr (1928), Gülsün (1950) ve Gülüm (1971)...
Ingeborg Bachmann'ın Elbet Anlamı Olabilirdi şiiri, anlama yabancılaşma, insanın tutacak bir el bulamayacak denli yalnızlaşması, faşizmin gündelik rutinlerden biri olarak meşrulaştığı döneme ait bir bilme halindeki acıyı anlatır bize.
Hayvanları seviyor musunuz? sorusuna hemen herkes olumlu yanıt verir. Gerçekten sevmeyi bilip bilmediğimiz bile baştan kuşkuluyken, 'Seviyordum, öldürdüm ağbi' kültürü içinden hayvan sevgisi nasıl çıkar, bilmiyorum.
Maçka Palas otel oluyormuş. İstanbul'un en ünlü apartmanlarından biriydi. Maçka Palas için monografiler yazıldı. Otel olduktan sonra efsanesi sönüp gider mi, bilmiyorum.